Evdeki fazlalıkları satarak araba alıyor! ‘Bunu kim alır?’ dediği eşyalar kapış kapış satıldı

Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr – İzmir’de yaşayan 39 yaşındaki Dilek Savaşan, yıllardır dolaplarda, çekmecelerde ve depolarda kullanılmadan bekleyen eşyaların aslında önemli bir ekonomik değere sahip olabileceğini gösteren sıra dışı bir projeye imza attı. Öğretmenlik ve okul yöneticiliğinin yanı sıra girişimcilikle de ilgilenen Savaşan, evindeki kullanılmayan eşyaları satarak bir otomobil alma hedefi belirledi. Bu süreci ‘Anahtara Doğru’ adlı sosyal medya hesabından paylaşmaya başlayan Savaşan’ın hikayesi kısa sürede binlerce kişiye ilham verdi.

Evdeki fazlalıkları ekonomik değere dönüştürme fikrinin kendisi için aslında yeni olmadığını belirten Dilek, üniversite yıllarından bu yana alım satımla ilgilendiğini söyledi. Yurt dışı seyahatlerinde farklı ürünler getirerek Türkiye’de sattığını anlatan Dilek, elde ettiği gelirle kimi zaman uçak bileti ve seyahat masraflarını dahi karşıladığını ifade etti. Ancak bu kez amaç farklıydı. Taşınma sırasında yıllardır kullanılmadan bekleyen eşyalarla karşılaşan Dilek, bu ürünleri yeniden değerlendirmeye karar verdi. Ardından ortaya bir hedef koydu. Projenin çıkış noktasını, ‘İnsanlara imkânsız görünen bir hayal değil, emek verildiğinde ulaşılabilecek bir hedef göstermek istedim’ sözleriyle anlatan Dilek, lüks ya da sıfır bir otomobil hedeflemediğini, ikinci el satışlardan elde edeceği birikimle ulaşabileceği gerçekçi bir araç almak istediğini söyledi. Ona göre bu yolculuk yalnızca bir otomobil satın alma hikâyesi değil, küçük adımların zaman içerisinde nasıl büyük sonuçlara dönüşebileceğini gösteren bir deneyim.

‘OYUNCAK ARABA MI ALACAKSIN DİYEN YORUMLAR DA ALDIM’

İki üniversite mezunu olan Dilek, 15 yıl çeşitli kurumlarda öğretmenlik ve müdürlük yaptı. Eğitmenlik mesleğinin yanı sıra her zaman üretmeyi ve girişimciliği sevdi. Bu nedenle öğretmenliğin ardından yaklaşık 5 yıl kendi butiğini işletti. Oğlu Uraz dünyaya geldikten sonra ise önceliği annelik oldu ve iş yerini devrederek bir süre çalışma hayatına ara verdi. Bugün hem okul müdürü olarak görev yapıyor hem de sosyal medyada içerik üreticisi olarak paylaşımlar yapıyor.

‘Bir hedef için sadece beklemek yerine elimdeki imkânlarla harekete geçmeyi seçtim’ diyen Dilek, “Evde kullanılmadan duran eşyaların aslında atıl bir değer olduğunu fark ettim. Her satış tek başına küçük görünebilir ama zamanla birikiyor. Benim için bu yolculuk sadece araba almak değil; sabırla, disiplinle ve kendi emeğimle bir hedefe ulaşabileceğimi göstermek anlamına geliyor. İlk başladığım günlerde sosyal medyada ‘Pazar arabası mı alacaksın?’, ‘Oyuncak araba mı alacaksın?’ gibi birçok yorum da aldım. Açıkçası bunlar beni durdurmadı. Tam tersine, her satışta doğru yolda olduğumu daha çok hissettim. Çünkü bazen insanlar sonucu değil, sürecin gücünü küçümsüyor. Ben ise küçük adımların zamanla büyük bir sonuca dönüşebileceğine inanıyorum” bilgisini paylaştı.

‘SATILAMAZ GİBİ GÖRÜNEN BİR EŞYANIN BİLE BİR ALICISI OLABİLİYOR’

En ilginç satışlarımdan birinin, İngiltere’den aldığı ünlü bir markaya ait bir çizme olduğunu dile getiren Dilek, “Alışveriş sırasında yaşanan bir karışıklık nedeniyle çiftin biri 39, diğeri ise 40 numaraydı. Değiştirme fırsatım olmayınca yıllarca dolabımda bekledi. İlanı oluştururken bu durumu en ince ayrıntısına kadar açıkça belirttim ve bu nedenle ürünü piyasa değerinin oldukça altında, uygun bir fiyatla satışa sundum. Alıcı da numara farkını bilerek ve kabul ederek satın aldı. Bu satış bana bir kez daha şunu gösterdi: Bizim için satılamaz gibi görünen bir eşyanın bile mutlaka bir alıcısı olabiliyor. Önemli olan ürünü dürüstçe tanıtmak, kusurlarını gizlememek ve doğru fiyatlandırmak. İkinci el satışta güven, çoğu zaman ürünün kendisinden bile daha değerli oluyor” dedi ve ekledi:

“Beni en çok şaşırtan şey, ‘Bunu kim alır ki?’ dediğim bazı ürünlerin çok kısa sürede satılması oldu. Bir diğer şaşırtan konu ise pazarlık kültürüydü. Zaman zaman oldukça ilginç teklifler alıyorum. Bir keresinde yaklaşık 10 bin TL değerindeki bir çantama 200 TL teklif gelmişti. Ben de gülümseyerek ‘Sizce?’ diye cevap verdim. Karşı taraftan ise ‘Bugün belki iyi gününüzdesinizdir diye şansımı denemek istedim’ şeklinde oldukça samimi bir mesaj geldi. O an gerçekten gülmeden edemedim. İkinci el satışta bazen çok ciddi pazarlıklar oluyor, bazen de böyle tebessüm ettiren diyaloglar yaşanıyor. Bu süreç bana şunu öğretti; sabırlı olmak, iletişimi her zaman saygı çerçevesinde sürdürmek ve gülümsemeyi unutmamak işin en önemli parçalarından biri.”

‘SATTIĞIM TERLİK VİDEOSU EŞİMİN İNTERNETTE KARŞISINA ÇIKANA KADAR HABERİ YOKTU’

‘Ailem ve yakın çevrem bu sürece hiç şaşırmadı’ diyen Dilek, “Çünkü ben yıllardır alım satımla ilgileniyorum. Üniversite yıllarımdan beri yurt dışından ürün getirip satıyordum, sonrasında kendi butiğimi işlettim. Bu nedenle ikinci el satış benim için yeni bir alan değildi. İşin en eğlenceli kısmı ise sosyal medya hesabını açtığım dönemde yaşandı. Hesabı belli bir seviyeye gelene kadar aileme, hatta eşime bile söylememiştim. Ta ki sattığım bir terlik videosu eşimin keşfet sayfasına düşene kadar. O an hem çok şaşırdı hem de ‘Sen ne zaman böyle bir sayfa açtın?’ diye bana sordu. Bu anı daha sonra sayfamda da paylaşmıştım ve takipçilerim de çok eğlenmişti. Bugün ise hem kendi ailem hem de eşimin ailesi en büyük destekçilerim. Zaman zaman satılabilecek eşyaları ayırırken yardımcı oluyor, fikir veriyor ve bu yolculuğu benim kadar heyecanla takip ediyorlar. Bu desteği hissetmek de motivasyonumu artırıyor” şeklinde konuştu.

‘Bu süreç bana aslında tüketimin sadece satın almak olmadığını öğretti’ diyen Dilek, “Artık bir ürünü almadan önce gerçekten ihtiyacım var mı, uzun yıllar kullanabilecek miyim ve günün birinde yeniden değerlendirilebilir mi diye düşünüyorum. Çünkü bir eşyanın ömrünün sadece benim evimle sınırlı olmadığına inanıyorum. Yurt dışında bunun çok güzel örnekleri var. Özellikle bağış mağazaları ve ikinci el kültürü yıllardır hayatın bir parçası. İnsanlar kullanmadıkları eşyaları bağışlıyor, bu ürünler çok uygun fiyatlarla yeniden satışa sunuluyor. Dikkatimi çeken en önemli şey ise şu oldu; ürünler tamamen ücretsiz verilmek yerine sembolik de olsa bir ücretle satılıyor. Çünkü insanlar emek vererek ya da küçük de olsa bir bedel ödeyerek aldıkları şeylere daha fazla değer veriyor ve daha uzun süre kullanıyor. Ben de ikinci eli sadece ekonomik bir tercih olarak görmüyorum. Bu, hem israfı azaltan hem de kullanılmayan bir eşyanın başka bir hayatın parçası olmasını sağlayan sürdürülebilir bir döngü. Bence gerçek değer de tam burada başlıyor” ifadelerine yer verdi.

‘FİYATLANDIRMA YAPARKEN DUYGUSAL DEĞİL, GERÇEKÇİ OLUN’

İnternetten ikinci el satış yapmak isteyenlere en önemli tavsiyesinin alıcı gibi düşünmek olduğunu dile getiren Dilek, “İlan hazırlarken kendinize şu soruyu sorun: ‘Ben bu ilanı görsem, bu ürünü satın alır mıydım?’ Eğer cevabınız hayırsa, ilanınızı yeniden düzenleyin. Ürünün kusurlarını mutlaka açıkça belirtin, ölçülerini eksiksiz yazın ve fotoğraflarını gün ışığında, detayları net görünecek şekilde çekin. Çünkü alıcı, eline ulaşacak ürünü ilandaki kadar iyi tanımak ister. Güven tam da burada başlıyor. Bir diğer önemli konu ise fiyatlandırma. Duygusal değil, gerçekçi olun. Bir ürünü çok sevmiş olmanız, onun ikinci el değerini artırmıyor. Benzer ilanları inceleyerek doğru bir fiyat belirlemek satış sürecini ciddi anlamda hızlandırıyor” dedi ve ekledi:

“Evde kullanılmayan eşyalar gerçekten önemli bir gelir kaynağına dönüşebilir. Ancak bu, evinizde bulunan eşyalara ve bu süreci nasıl yönettiğinize bağlı. İkinci el piyasası sandığımızdan çok daha büyük ve çok farklı ihtiyaçlara hitap ediyor. Kimi evinde yıllardır kullanılmayan beş lüks çanta vardır, onları satarak çok ciddi bir bütçe oluşturabilir. Kimi ise daha mütevazı eşyalarını sabırla ve düzenli bir şekilde satarak hedeflerine adım adım ulaşabilir. Önemli olan evinizde ne kadar değerli eşya olduğu değil, kullanılmayan eşyaları doğru şekilde değerlendirebilmek. Çünkü çoğumuzun evinde çekmecelerde, dolaplarda ya da depolarda bekleyen ve aslında ekonomik değeri olan birçok ürün var. Ben buna ‘evdeki gizli birikim’ diyorum. O eşyalar kullanılmadıkça sadece yer kaplıyor. Ama doğru alıcıyla buluştuğunda hem yeni bir hayat buluyor hem de sizin hedeflerinize katkı sağlıyor. Küçük kazançlar da düzenli olduğunda hiç de küçük kalmıyor. Burada altını özellikle çizmek istediğim bir nokta var. Bunun zenginlikle ya da maddi durumla hiçbir ilgisi yok. Ben insanların kullandığı eşyaları satmasından değil, yıllardır kullanılmayan, unutulmuş ve fazlalık haline gelmiş eşyaları yeniden ekonomiye kazandırmasından bahsediyorum. Bence gerçek değer de tam burada ortaya çıkıyor. Bir eşya dolapta beklediğinde sadece yer kaplıyor; kullanacak birine ulaştığında ise yeniden anlam ve değer kazanıyor.”

‘BUGÜN HURDACININ YERİNİ İKİNCİ EL PLATFORMLAR ALDI’

‘Arabamızı aldığımız gün hayalini kurduğum şey bir rota değil, bir an’ diyen Dilek, “Direksiyonda ben, yan koltukta eşim, arka koltukta oğlum Uraz. Nereye gittiğimizin gerçekten hiçbir önemi yok. Belki deniz kenarında kısa bir mola veririz, belki sadece camlar açık, sevdiğimiz şarkılar eşliğinde uzun uzun yol alırız. Çünkü o gün aslında bir yere gitmiyor olacağız, birlikte verdiğimiz emeği kutluyor olacağız. Bu araba benim için sadece bir ulaşım aracı olmayacak. Her parçasında satılan bir oyuncağın, bir kitabın, bir montun, bir ayakkabının hikâyesi olacak. Belki insanlar sadece bir araba görecek ama biz o direksiyona oturduğumuzda aylarca süren emeği, sabrı ve vazgeçmemeyi hatırlayacağız. Belki de o gün en çok sevdiğim iki insanın yüzündeki mutluluğu izlemek isteyeceğim. Çünkü benim asıl varış noktam hiçbir zaman bir adres olmadı. Ailemle birlikte kurduğum bu hayalin gerçekleştiği o an oldu. Çünkü bazı yolculukların en güzel yanı, vardığınız yer değil; o yola kiminle çıktığınızdır” ifadelerine yer verdi.

‘Bu sayfayı açma amacım en başından beri sadece araba almak değil, insanların evlerinde fark etmedikleri değeri görebilmelerine vesile olmaktı’ diyen Dilek, “Bugün beni en mutlu eden şeylerden biri de bu. Benden ilham alarak benzer sayfalar açan, kendi hedeflerini belirleyen birçok insan bana yazıyor. Onların ilk satışlarını, heyecanlarını ve başarılarını görmek, kendi başarım kadar beni mutlu ediyor. İnşallah hepsi hedeflerine ulaşır ve gönüllerindeki en güzel sonuca kavuşur. Elinizdekileri küçümsemeyin. Küçük adımları değersiz görmeyin ve hedefiniz için harekete geçmekten korkmayın. Çünkü bazen bir anahtar, önce zihninizde çevrilir. Sonra da hayatınızın kapılarını açar” şeklinde konuştu ve sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Eskiden kullanılmayan eşyalar hurdacıya verilirdi. Karşılığında bir tencere, bir tabak ya da başka bir ihtiyaç alınırdı. Yani insanlar yıllardır kullanılmayan eşyalarını başka bir değere dönüştürüyor. Ben sadece bunu dijital dünyaya taşıyorum. Bugün hurdacının yerini ikinci el platformları aldı. Üstelik bu sadece ekonomik bir kazanç da değil. Ben bunu aynı zamanda bir sıfır atık hareketi olarak görüyorum. Kullanılmayan bir eşyanın çöpe gitmesi yerine yeniden kullanılması hem doğaya hem de ekonomiye katkı sağlıyor. Bir ürünün ömrü, ilk sahibinde bitmek zorunda değil. Bence insanlar evlerinde ne kadar fazla eşya olduğunu bilmiyor. Çünkü her gün aynı dolapları açıp kapatıyoruz. Oysa biraz cesaret edip çekmeceleri, kolileri ve depoları karıştırdığınızda yıllardır dokunmadığınız onlarca ürünle karşılaşıyorsunuz. Benim hikâyem de tam burada başlıyor.”

Author: admin