
MÜJDE IŞIL – Arka arkaya vizyona giren “Obsession/Saplantı” ve “Backrooms” gişede epey başarılı oldu. “Saplantı”nın yönetmeni Curry Barker da “Backrooms”un yönetmeni Kane Parsons da YouTuber. Sadece onlar da değil… Fede Álvarez, Danny ve Michael Philippou kardeşler, Mark Fischbach da YouTuber’lıktan sinemaya geçmiş isimler. Ortak noktaları YouTube’dan sinemaya transfer olmaları değil sadece. Neredeyse hepsi, korku ve gerilim türüne odaklı. Yönettikleri ilk sinema filmiyle salonları doldurabilmeleri, YouTuber’ların güçlü bir izleyici kitlesine sahip olduğunu ve yüksek bütçeli filmlerle rekabet edebildiklerini gösteriyor. Bu durumun nedenlerine baktık.

Selin Gürel (Sinema Yazarı): ‘Genç zihinler yenilik getiriyor’Dijital çağda yaşamasaydık, yönetmen olmak isteyen gençlerin bu fırsata erişmeleri için muhtemelen uzun yıllar geçmesi gerekirdi. Bütçe, şans, aile desteği vb. faktörleri saymıyorum bile. Şimdilerde ilk korku filmlerini izlediğimiz bu genç yönetmenleri YouTuber olarak değil de daha kolay, risksiz ve masrafsız olduğu için ilk denemelerini YouTube üzerinden gerçekleştirmiş korku türü meraklıları olarak görüyorum. Korku türünü sonradan seçmiyorlar, zaten küçük yaşlardan beri kısa filmler veya videolarla bu türle bir dertleri olduğunu gösteriyorlar. Korku, dönem dönem kendini tekrar eden ve bu tekrarlarla beslenen bir tür olduğu için, dijital çağın içine doğmuş genç zihinlerin türe her şekilde yenilik getirdiğini düşünüyorum. Bazen fikirleri parlak ama işleyiş şekilleri yavan olabiliyor ama bugüne kadar türün geçirdiği dönüm noktalarının çoğu, korkuya gerçekten gönül vermiş yönetmen ve yazarlardan çıktı. Sistem daha sonra bu sinemacıları kimsenin izlemek istemediği yeniden çevrimlerde veya serilerde öğütse de henüz o çarklara kapılmamış sinemacıları en hevesli hâlleriyle izlemek keyifli bence. Seyirciler de hemfikir görünüyor. Rakamlar öyle diyor. Türkiye’deyse sinemaya geçiş yapan YouTuber’larda durum çok farklı. Burada YouTuber’lar beş günde çekilmiş, mutlaka kahramanı oldukları üçüncü sınıf komedi/aksiyon filmlerini piyasaya sürmeyi deniyorlar. Sinema izleyicisini tanımadıkları için tıklanma oranlarının seyirci sayısıyla paralel olacağını hayal ediyor ve çoğunlukla hayal kırıklığına uğruyorlar.

Serdar Kökçeoğlu (Yönetmen/Araştırmacı): ‘Tüm klişelerine rağmen deneysel bir mecra’YouTube’un sinema için önemli bir kaynak olduğunu düşünüyorum. Burada paylaşacağınız korku, komedi, günlük tarzı içerikler sinemanın ilgisini çekebiliyor. Sinemanın önemli bir katalizörü tür sineması ve epeydir ilginç şeyler YouTube gibi mecralardan geliyor. YouTube tüm klişelerine rağmen sinema için deneysel bir mecra. Dikey imajlar, düşük çözünürlüklü kameralar ve tabii kurgu ile gerçeği iç içe geçiren anlatılarla deneysel. Bu yeni, denemeye açık alandan gelen işlerin sinemada ilgi çekmesi çok doğal. Korku sinemasının önemi ortada: Ustalardan da yeni sinemacılardan da remake ve devam filmi dışında bir şey gelmeyince, cep telefonuyla bir çocuğun çektiği tekinsiz imajlar yenilik olabiliyor ve seyirci de bunu destekliyor. ‘Sinema için yeni bir fikrim veya düşüncem var’ diyen her gencin ya da genç hisseden çiçeği burnunda sinemacının YouTube’u bu açıdan iyi değerlendirmesi gerekiyor. Ürettiğiniz içerik ilginçse mutlaka birilerinin karşısına çıkacaktır. Sinemanın geleceğini, yeni mecraları yenilikçi bir şekilde kullananlar yaratacak diye düşünüyorum.